Türk Tasarım Danışma Konseyine Mesleki Örgütlenme Perspektifinden Bakış
Türkiye’de bir tasarım konseyi kurulması 1980’lerden beri tasarım çevrelerinde konuşulur, ilk kez İngiltere’de kurulan ve Japonya, Almanya ve Kore gibi ülkelerde de etkili politikaları ile varlıklarını sürdüren promosyonel örgüt niteliğinde tasarım konseyi örnekleri kimilerince, “devletin tasarıma sahip çıkması”, kimilerince “ulusal tasarım kimliğini”ni dünyaya tanıtmak, kimilerince de ülke çapında “endüstriyi tasarımcıyla buluşturmak” gibi misyonları açılarından savunulurdu. Böyle bir konseyin kurulmasıyla Türkiye’de endüstriyel tasarımın sadece tasarımcılar tarafından değil, devlet ve sanayi kuruluşları tarafından da kalkındırılacağı düşünülürdü.
1988’de kurulurken tüzüğünde “tasarım konseyi kurmak için çalışma”yı hedefleri arasında sayan ETMK (Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu), 1998’de Cumhurbaşkanını ziyaret ederek devlet destekli bir tasarım konseyi kurulmasını öneri olarak sunmuş ancak “bu hizmeti yapan kamu birimlerinin mevcut olduğu ve yeni bir oluşumun bürokrasiyi artıracağı” gerekçesiyle olumsuz cevap almıştı. 2004’te TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi), “Türkiye Tasarım Konseyi”ni yarı özerk bir demokratik örgüt olarak kurmak için girişimlerini başlatmış, bu yıl yürürlüğe giren teşkilat kanunu ile birlikte konseyi kurma koşulları oluşmuştu. Öte yandan TPE (Türk Patent Enstitüsü), 2008 yılında TİM’inkinden farklı olarak üst düzey bürokratlardan oluşan bir tasarım konseyi önerisi geliştirdi ve bu girişimin bir sonucu olarak 3 Eylül 2009’da “Türk Tasarım Danışma Konseyi”ne ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konuldu. Türkiye’de hevesle beklenilen tasarım konseyine yönelik önemli bir adım böylelikle resmen atılmıştı ancak “danışma kurulu” niteliğindeki bu konsey bu güne kadar oluşmuş beklentileri karşılayabilecek miydi?
Bu sorunun cevabını vermeden önce tasarım konseyi arayışının arkasındaki önemli bir ihtiyaçtan bahsetmek gerekli: Türkiye’de tasarımın bütünsel bir devlet politikası olarak geliştirilmesi. Yurt dışındaki yapılanmalara bakılacak olursa yukarıda saydığımız örneklere ilaveten Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka ve İrlanda gibi ülkelerde promosyonel etkinlikleri yürüten tasarım konseyleri ve tasarım merkezlerinin kurulması, ulusal düzeyde geliştirilmiş tasarım politikasının bir parçasıdır. Türkiye örneğine gelindiğinde ise son yıllarda devlet nezdinde geliştirilen tasarıma yönelik teşvikler ve tasarım ödülleri (Design Turkey) gibi girişimler tasarımın devletin kalkınma politikaları içinde yer aldığını gösterirken özellikle endüstriyel tasarım eğitimi konusunda son yıllardaki kontrolsüz büyüme ve çoğalma - üniversitelerde sayıları giderek artan bölümler, iki yıllık önlisans programları, meslek lisesi açılacağı haberleri, yeni açılan tasarım kursları ve merkezleri vb. - bütünsel bir tasarım politikası kurgusu olmadığını ve tasarım eğitiminin böyle bir kurgu içinde yer almadığını açıkça ortaya koyuyor.
Türk Tasarım Danışma Konseyinin ana hedefi ise devlet düzeyinde politika geliştirmek. Kararda Konseyin katma değeri yüksek tasarımlar yaratarak Türkiye’nin uluslararası alanda rekabet gücünün artırılması, tasarımcı ve sanayici işbirliğinin sağlanması ve "Türk Tasarımı" imajının yerleştirilmesi için tasarım stratejileri ve politikaları belirleyeceği belirtiliyor. Konsey uygulama yapmayacak, sadece tavsiye kararları geliştirecek. Öte yandan güçlü bir bürokratik temsiliyete sahip olan konsey, Sanayi ve Ticaret Bakanının başkanlığında, Sanayi ve Ticaret, Kültür ve Turizm ve Milli Eğitim Bakanlıklarının Müsteşarları, DPT, Hazine, ve Dış Ticaret Müsteşarları, YÖK tarafindan belirlenen bir üniversite öğretim üyesi, Tübitak, TPE, KOSGEB,TOBB, TESK, TİM, TÜSİAD, TMMOB, ETMK, GMK (Grafikerler Meslek Kuruluşu) ve MTD (Moda Tasarımcıları Derneği) başkanlarından oluşuyor. Konseyin sekreterya hizmetleri TPE tarafından yürütülecek. TPE, Nisan 2008’de ilgili diğer kurum temsilcileri ile birlikte ETMK’yı Konseyin kurulması konusunda toplantıya davet etmiş, ETMK konseyde diğer tasarım branşlarına yönelik örgütlerin de konseyde temsil edilmesini önermiş önerisi olumlu karşılanmıştı. Bu güçlü bürokratik temsiliyet, konseyin alacağı kararların etkili olacağını gösterirken içinde tasarım alanının bilgisine ve pratik sorunlarına hakim sadece az sayıda meslek kuruluşu temsilcisinin (ETMK, GMK ve MTD) bulunması, sorunları ve çözüm önerilerini devlete aktarmada bu temsilcilere büyük sorumluluk düştüğünü gösteriyor.
Türk Tasarım Danışma Konseyi 23 Ekim 2009’da ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantının açılışını yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün tasarımın ekonomik gelişme ve rekabet avantajı kazanmadaki stratejik önemine değinerek Türk Tasarım Danışma Konseyinin kamu, özel sektör, STK’lar ve meslek birliklerinin katılımıyla ülkemizde eksikliği duyulan tasarım politikaları oluşturacağını söyledi. Ulusal tasarım politikasını oluşturma çalışmalarına stratejik plan ve eylem planı yaparak başlanacak.
Türk Tasarım Danışma Konseyi ETMK’nın yoğun gündemine hızla girdi. Eylül ayı içinde oluşturulan eğitim ve mesleki haklar komisyonlarının da önerileri doğrultusunda ETMK’nın
ulusal tasarım politikasına yaklaşımı beş ana başlıkta toplanıyor:
1. Tüketicinin ve kullanıcının tasarım konusundaki farkındalığının yükseltilmesi: Tasarımla katma değeri yüksek ürünler yaratabilmek için öncelikle toplumun tasarım konusundaki farkındalığının yükseltilmesi, iyi tasarımın faydalarının topluma tanıtılması ve dolayısıyla toplumun bu ürünleri talep etmesinin sağlanması gerekir. İyi tasarım kullanıcının sağlığını, güvenliğini, rahatlığını, beğenisini gözetmeyi, üretimi ve kullanımı sırasında çevreye zarar vermemeyi, kullanıcıyı yanıltmamayı hedefler. Konsey, “iyi tasarım”ın faydalarını topluma tanıtan etkinlikleri çoğaltmayı, iyi tasarımı teşvik eden mevcut “tasarım ödülleri”nin sürdürülebilirliğini sağlamayı ve ülkemizde Avrupa Birliğinde olduğu gibi üretici ve bu doğrultuda tasarımcıyı da ürünün verdiği zarardan sorumlu tutan ürün güvenliğine yönelik özel yasa çıkarılmasını öncelikli olarak gündemine almalıdır.
2. Üretim ve pazarlama sektörlerinde tasarım etkinliğinin niteliğinin iyileştirilmesi: Ülkemizde, tasarım kavramı üretici tarafından yeterince anlaşılamamakta, özellikle KOBİ’ler tasarım konusundaki ihtiyaçlarını tanımlamakta, tasarım etkinliğini bünyelerine yerleştirmekte ve tasarım hizmetini dışarıdan almakta zorlanmaktadırlar. Katma değeri yüksek, topluma, kullanıcıya ve çevreye duyarlı tasarımların geliştirilmesi için işletmelerdeki tasarım etkinliğinin mesleki standartlara uygun, yüksek eğitimli uzmanlar tarafından yürütülmesi sağlanmalı, işletmelerin tasarım hizmeti almaları ve tasarımcı istihdamı kolaylaştırılmalıdır. Konsey bu doğrultuda, tasarım teşviklerini artırmayı ve mucitler ve sanatçılar gibi yaratıcı etkinlik yürüten tasarımcıların da vergi istisnasından yararlanmalarını sağlamayı gündemine almalıdır.
3. Eğitim standartlarının iyileştirilmesi: Ülkemizde yeterince yetişmiş öğretim üyesi olmamasına rağmen, son yıllarda hızla artan eğitim programları, eğitimde dünyaca kabul edilmiş standartların gözetilmesini zorlaştırmaktadır. Topluma, kullanıcıya ve çevreye karşı sorumluluklarını yerine getirebilen tasarımcıların yetiştirilmesi için dört yıllık yükseköğretimde eğitim standartlarının netleştirilmesi, tasarım sürecinde yardımcı elemanların tanımlanması ve yardımcı eleman yetiştirilmesinde bu tanımlar çerçevesinde müfredatlar hazırlanması, yardımcı eleman ile profesyonel tasarımcı arasındaki ünvan ve yetki kargaşasının önüne geçilmesi, yüksek öğretim kurumlarındaki programların akredite edilmesi sağlanmalıdır.
4. Tasarımcıların mesleki ünvan ve etkinlik alanlarının tanımlanması: Tasarım branşları 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda teknik hizmetler sınıfında belirtilmemekte, bu nedenle TPE gibi tasarımla doğrudan ilişkili devlet kurumlarında dört yıllık üniversite bitirmiş tasarımcılar istihdam edilememektedir. Konsey, dört yıllık okullardan mezun tasarımcıların teknik personel kadrosunda istihdam edilmeleri ve mesleki yeterlik tanımlarının yapılması ve tasarımcıların mesleki ünvan, yeterlik ve örgütlenme esaslarını yasal zemine oturtmayı öncelikli gündem maddeleri arasına almalıdır.
5. Ulusal tasarım politikasının oluşturulması: Tasarımın ulusal bazda geliştirilmesi için devlet nezdinde bir çok girişim olmasına rağmen bu girişimler bütünsel bir politika dahilinde yapılmamaktadır. Yukarıda sayılan sorunlar ve çözümleri bu konsey tarafından geliştirilecek “ulusal tasarım politikası” çerçevesinde ele alınmalıdır.
Türk Tasarım Danışma Konseyi eğer kararda da değindiği “Ulusal Tasarım Programı”nı ve tasarım politikalarını eğitim, araştırma ve promosyon alanlarını kapsayacak şekilde bütünlükçü bir yapıda geliştirebilirse, Türkiye, tasarımın geliştirilmesi konusunda istikrarlı adımlar atabilir. Konseyin ürettiği politikaların ve tavsiye kararlarının hayata geçebilmesi için, bu kararları uygulayacak kuruluşlara gerekli desteğin sağlanması ve hatta promosyonel örgüt veya bölgesel tasarım merkezleri gibi yeni uygulayıcı kuruluşlar kurulması da gerekecektir.
Gülay Hasdoğan
gulayhasdogan@etmk.org.tr